Boşanma, akıllı telefonlar ve kısıtlamalar: BBC, Taliban’ın Afganistan’ı nasıl yönettiğine tanıklık etti
Vali Abdullah Sarhadi, Şibirgan’daki ofisinde bir çocuğun kolu kırılmış bir tedavisi için para veriyor ve yerel bir camiye maddi yardımda bulunuyor. Aynı ofiste, 18 yaşındaki Tuba adlı genç kadın, sakalı uzun ve sakini bir şekilde eski Taliban komutanına “Aylardır süren şiddet ve dayak nedeniyle kocasından boşanmak istiyorum” diyerek başlıyor. Vali, Tuba’ya boşanmayı bırakması için ikna etmeye çalışıyor ve kadınların “akılsız” ve “zekadan yoksun” olduğunu söyleyerek, “haysiyetini kaybedebileceğini” iddia ediyor. Tuba ise “onurum ve haysiyetim zaten zedelendi” diyerek vazgeçmeyi reddediyor. Vali, kadına kendi odasını vermesini ve kocasına karşı bir mahkeme davası açacağından bahsediyor. Tuba’nın babası, mahkeme yoluyla boşanma davası açacaklarını söylüyor.
Sarhadi, elinde tuttuğu eski tip bir cep telefonunu göstererek Taliban’ın getirdiği akıllı telefon yasağının işleri yavaşlattığını belirtiyor. “Önceden hızlı bir mesaj gönderebiliyordunuz… belgeleri gönderip hızlıca cevap alabiliyordunuz” diyerek yasağın verimliliği etkilediğini vurguluyor. Aynı zamanda, Bamiyan’daki Buda heykellerinin yıkılmasından kendisinin sorumlu olduğunu iddia ediyor. Sarhadi, 1990’lar döneminde Taliban’ın ilk iktidar döneminde askeri komutanlık yaparken, Buda heykellerini havaya uçurduğunu ve uluslararası kınamalara yol açtığını söylüyor.
Taliban’ın 2021’den bu yana uyguladığı politikalar, kadınların çoğu mesleğe katılımını, üniversiteye gitmelerini ve yalnız seyahat etmelerini kısıtlamış durumda. Şeriat hukukuna göre, kadınların koca rızası olmadan boşanması zor olmakla birlikte, Tuba’nın babası mahkeme davası açma niyetini ifade ediyor. Sarhadi’nin telefon yasağı ve kadın hakları konusundaki açıklamaları, Taliban’ın 1990’lar döneminde dayattığı katı şeriat yorumunu yansıtıyor.
