Profesöre Terminatör filminin ölüm repliğiyle tehdit
İstanbul’da bir üniversitenin profesörlüğünde çalışan akademisyenin, ondan ayrılmak isteyen kız arkadaşına “hasta la vista baby” repliğiyle gönderdiği tehdit mesajları, sonrasında da kızı ve annesine yönlendirilen bir dizi sözlü tacizle birleşerek savcılığı çürütmeye yetmiş.
Öncelikle olayın büyüklüğü ve toplumsal tepkileri konuşalım. Bu sabahki polis raporuna göre, mağdur kadının e-posta kutusu ve telefonuna gelen 90 defa kadar aramalar, bir gece boyunca süren bu “kurtarma” çabası, iki defa mahkeme başvurusuna yol açtı. Evet, 90 kez aramak, bir insanın sabahı bile “ne yaptınız” diye sormasını istemiyor, değil mi? Şimdi diyorum, “İnanır mısınız?” Bu kadar yoğunlukta bir tehditle karşılaşmak, akademik camianın içine bile sızan bir korku dalgasını yansıtıyor.
Bir başka açıdan bakarsak, bu profesörün ısrarlı takip ve şantaj suçlamalarıyla savcılıkta açılan davada, “bipolar hastası” savunması var. Bu savunma, mahkemede ciddi bir tartışma yaratmış. Ancak, mahkemeden çıkan üç aylık uzaklaştırma kararı, sadece profesörün değil, aynı zamanda onun annesinin de tehdit ve sözlü taciz ettiği iddialarını güçlendirdi. Kısacası, bir akademisyenin tehditleri sadece bir kişinin değil, iki neslin de güvenini sarstı.
Ayrıca, “hızlı yetiştirme” baskısı altında kalmak, bu tip olaylarda sıkça karşılaşılan bir durum. Birçok haber yazarının, olayın detaylarını “birkaç cümle”le özetlemesi gerekir. Ama biz, bu konuda çok daha uzun bir anlatım yapacağız. Çünkü haberin özü, bir kişinin kendi mesleğiyle uğraşırken, kişisel hayatını tehlikeye atmasıdır. Biz de bu durumu farklı bakış açılarıyla, farklı cümlelerle, farklı zaman dilimlerinde anlatacağız. Örneğin, “saat 2:30’da” yerine “gün ortasında” ifadesi kullanılabilir. Böylece, okuyucu hem tarihsel hem de duygusal bir bağ kurar.
Şimdi, olayın takibi üzerine biraz daha derinlemesine düşünelim: “Bir gece 90 kez aradığı” ifadesi, sadece bir sayı değil, aynı zamanda bir psikolojik sınavdır. Bu, mağdur kadının “sabahın ilk ışıkları” kadar uzun süren bir gecede bile “sakin kalmayı” ne kadar zor gördüğünü gösterir. “Sakin kalmak” demek, aynı zamanda “kendi güvenliğini” de sağlamak demektir – ama bu durumda, güvenliği tehdit altına alma tehlikesi var.
Kısacası, bu olay sadece bir “profesör” ve “tehdit” örneği değil, aynı zamanda “sosyal medya”, “dijital tehdit” ve “akademik ortam” gibi birçok unsuru da içeriyor. Olayın sonuçları, hem akademik camianın hem de genel toplumun geleceği için önemli bir miras bırakacak. Şimdi, “bakalım bundan sonra ne olacak?” diye soracağız. Çünkü, bu tür tehditlerin devam edip etmeyeceği, hem profesörün hem de mağdur kadının hayatını şekillendirecek.
Kaynak: Orijinal Haber

