Büyük Deprem Mi Geliyor? Uzmanlar Sözlerine Kulak Verin
18 Ağustos’tan itibaren İstanbul Adalar açıklarında 170’den fazla mikrodeprem meydana geldi. 20 August 2026 16:43’te güncel rapor, bu sarsıntıların Adalar çevresinde yoğunlaştığını ve İstanbul halkını endişeye sürüklediğini gösteriyor. AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, Prof. Dr. Şerif Barış ve Prof. Dr. Şükrü Ersoy bu durum hakkında açıklama yaptı. 304 gözlem istasyonu ve 10 derin kuyu ile 300 metre derinlikten ölçüm yapan AFAD, 15:00’te 170’i aşkın sarsıntıyı kaydetti.
AFAD’ın 10 derin kuyu gözlem istasyonu, 300 metre derinlikte depremleri bile ölçebilen hassas ekipmanlarla donatılmış. 18-20 Ağustos tarihleri arasında 0.7 ile 3.1 büyüklüğündeki 117 adet depremin gerçekleştiği bildiriliyor. Bu istasyonlar, 1’in altındaki mikrodepremleri bile algılayabildiği için sismik hareketliliği gerçek zamanlı izlemeyi mümkün kılıyor. Ancak bu verilerin büyük bir depremin habercisi olduğu söylenemez, Prof. Sözbilir bu konuda net bir açıklama yapmadı.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir, microdepremlerin çoğunun Adalar fayına yakın noktalarda gerçekleştiğini belirtti. Özellikle 3,2 büyüklüğünde depremlerin kümelenme oluşturduğu ve 170’i aşkın mikrodepremin olduğu vurgusu yaptı. “Büyük depremin öncü şoku sadece geriye dönük olarak anlaşılabilir; şu an için kesin bir yöntem yok.” diyerek açıklama yaptı. Sözbilir, 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden beri bu bölgede mikrodeprem hareketliliğinin devam ettiğini, gerilimin ve stresi azalttığını ifade etti.
Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Marmara Denizi’nde son günlerdeki sarsıntıların Adalar fayında yoğunlaştığını söyledi. “Faylar dönemsel olarak bu tür küçük depremler üretebilir,” diyerek, “AFAD gelişmelerini titizlikle takip ediyoruz. Vatandaşlarımızın paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum yok.” Önerdi. Ersoy ayrıca sosyal medyada yaygın olan “büyük deprem habercisi” iddialarını spekülatif olarak nitelendirdi ve bilimsel olarak önceden zaman bilmenin mümkün olmadığını vurguladı.
Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, fay mekanizmasının literatürde farklı görüşlere sahip olduğunu belirtti. Küçük ölçekli depremlerin fayın bütününe yönelik kesin bir sonuç vermediğini söyledi. “Depremlerin fay doğrultusu boyunca dağılımını incelediğimizde zamana bağlı bir korelasyon göremiyoruz,” diyerek, “Bu veriler bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü sunmuyor.” Aktuğ, temelsiz iddiaların konut fiyatlarını, arsa değerlerini ve sigorta piyasalarını etkileyebileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Şerif Barış, Marmara Denizi Adalar fayı üzerindeki son hareketlilikleri değerlendirdi. “Bunlar bizim geri plan depremlerin küçük parçalarının kırılması sonucu oluşur,” diyerek, “Defalarca bu tür etkinlikler oldu ve arkasından ne orta, ne de büyük bir deprem çıktı.” Barış, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, spekülasyon yerine AFAD gibi yetkili kurumların verilerine itibar edilmesini istedi. Risk yönetiminin önemini vurguladı, sivil toplum kuruluşları ve ailelerin kendi acil durum planlarını eksiksiz hazırlamasını çağırdı.
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 18-20 Ağustos arasında Adalar’ın güneyinde 0.7 ile 3.1 büyüklüğündeki 117 depremin meydana geldiğini bildirdi. 19 ve 20 Ağustos’ta gerçekleşen depremlerin moment tensör çözümü yapılabilir olduğu, normal bileşenli oblik doğrultu atımlı odak mekanizmasına sahip olduğu belirtildi. Kandilli, bu depremlerin zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi niteliğinde olduğunu vurguladı. Bölgedeki sismik aktivite, BDTIM tarafından 7/24 izleniyor ve ayrıntılı olarak değerlendiriliyor.
Panik yerine bilgilendirme, yapısal dayanıklılık ve risk yönetimi konuşuluyor. 170’den fazla mikrodeprem, 1999’dan beri devam eden bir hareketliliğin göstergesi. Peki, bu kümelenmelerin ardından büyük bir depremin gelip gelmeyeceği gerçekten öngörülebilir mi?
Kaynak: Orijinal Haber
